İçeriğe geç

Hav nasıl geçer ?

Hav Nasıl Geçer? (İzmirli Bir Genç Yetişkinin Gözüyle)

Hav nasıl geçer? Şimdi, bu soruya yalnızca “vaktiyle hava durumunun nasıl olacağına göre plan yaparak” diyecek olanlar var, ama biz onlardan değiliz. Biz, her şeyin karmaşık, ironik ve bazen de “yani, bu da ne şimdi?” olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Hava durumunu izlemek, sadece dışarı çıkmadan önce yapılması gereken bir işlem gibi geliyor. Asıl sorumuz şu: Hav, gerçekten geçiyor mu?

Bunu açıklayabilmek için önce bir günümüzü düşünelim. İzmir’de bir sabah uyanıyorsun, kahve içiyorsun, dışarıya bakıyorsun ve anında havanın nasıl olduğunu tahmin edebiliyorsun. Çünkü İzmir, her zaman değişken ama kesinlikle tahmin edilemez bir yer. Dün 35 dereceydi, bugün 22; ama aniden yağmur yağarsa, buna kimse şaşırmaz. Bir gün güneş, diğer gün serinlik. Bazen de havanın geçmesi, gerçekten geçmesi gereken tek şey oluyor.

Hava Durumu ve İnsanlık Halleri

İzmirli bir genç olarak, bir sabah uyanıp pencerenin kenarına oturduğumda gözlerim dışarıda. Gözlerim güneşin izlerini arıyor, ama sanki bir tür gizemli bulmaca çözüyormuşum gibi hissediyorum. Yani, bugün havanın nasıl olduğunu kimse bilemez. Ama ben, bu konuyu herkesin bilmesini istiyorum. “Güneş var ama rüzgar da var, dikkatli olun,” diye adeta hava tahmincisiyim. Sonra, tabii ki, kahvemi içerken aklımda binlerce soruyla o anı geçiriyorum.

Hav nasıl geçer? diye soran birine, verdiğim cevap, bazen içinde olduğu duygusal bunalıma göre değişebilir. Hava durumu sadece dışsal bir olgu değil, içsel bir mesele de olabilir. Sabah kalkıp hava soğuk diye etrafta dolaşan, gün içinde ise sıcaktan şikayet eden birinin hali… Haa, bunlar bir “hava değişimi” yapmayı hakkediyor bence.

“Yok ya, hava güzel,” diyenler de var tabii, ama içten içe gözümde bir yağmur bulutunun geçiyor olduğunu hissediyorum. Hava, bazen bir duygu gibi gelir insana. Bir yanda kararsızlık, diğer yanda ise ihtimaller. Mesela, güneşin altına çıktığında bile sanki her şeyin buz gibi soğuduğunu hissedersin. Ama günün sonunda, işte o anı yakaladığında, “havadar bir his” diye tabir ettiğimiz şey aslında tam olarak ruh halinle örtüşen bir durumu anlatıyor. Hava ile ben arasında ince bir bağ var, nasıl geçer bilmiyorum ama bu geçiş bir şekilde oluyor.

Aniden Gelen Yağmur: İç Sesim

Bir gün, arkadaşlarla kafeye gittik. Hava mis gibi güneşli, herkes keyifli. “Güzel bir gün,” dedi Ayşe, her zaman olduğu gibi en pozitif kişi. Ama bir dakika sonra, ne olduysa birden hafif bir rüzgar başladı. Kimse dikkat etmedi, ama ben hissettim. O an iç sesim devreye girdi:

İç Sesim: “Yağmur yağacak. Hemen gitmelisiniz.”

Ben: “Yok ya, daha ne olsun. O kadar da değil.”

İç Sesim: “Bak, bak, bak. Bulutlar, bulutlar… Onlar geliyor.”

Ben: “E tamam, belki geçici bir şeydir, ne var yani, bir ıslanırım, çıkarım.”

İç Sesim: “Evet, ama sonra hasta olursun, ondan sonra da yine yazılar yazarken, ‘havalar nasıl geçer’ diye şikayet ederiz!”

O sırada, evet, yağmur başladı. Ayşe bir bakışla “Bunu sen gördün mü?” diyerek bana döndü. Hadi neyse, bunu o kadar umursamadım ama işin ilginç tarafı, kimse o yağmuru tahmin etmedi. Ben bile beklemiyordum. Güneşli bir günün “havadar geçişi” aniden kasvetli bir yağmura dönüştü. O an işte tam şunu düşündüm: Havaların geçmesi de, senin duyguların gibi; bazen tahmin edilemez ve bazen çok ani.

Havalar Nasıl Geçer? Arkadaşlarla Sohbet

Bir akşam arkadaşlarla toplanmışız, sohbet bir yandan hızlı, bir yandan da şaka üzerine şaka yapıyoruz. Sonra biri “Ya, hava bir garip, neredeyse kış geldi” dedi. Hepsi güldü.

Selin: “Kış mı, nerede görüyorsunuz kışı ya? Şu an burası İzmir, sıcaklık 20 derece, ama gene de şu an üşüyorum.”

Mert: “Aynen, sıcaktan bunaldık ama rüzgar da esiyor, sabah soğuk, akşam sıcak. Hava mı, yoksa ruh halimiz mi değişiyor acaba?”

Ben: “Bir dakika, hıh… Benim açıklamam geliyor: Hava geçerken biz de geçiyoruz. Gündüz güneş, akşam yağmur, ama o kadar da fırtına gibi değil. Havadar geçiş, işte bu kadar. O yüzden işin sırrı, sadece anın tadını çıkarabilmekte. Hava geçiyor, sen de geçiyorsun.”

Tabii ki herkes gülüyor, ama şaka bir yana, bazen insanlar hava ile kendilerini çok özdeşleştirir. Duygular, anlık ruh hali, iniş çıkışlar… Bunlar havayla o kadar paralel ki, birinin değişmesi, diğerini doğrudan etkiliyor. Tam da o sırada, ben içimden “Havalar geçerken ruhumu nasıl geçireceğim?” diye düşündüm. Durum ciddi, ama bence hepimizin hayatındaki hava biraz da bizim kontrolümüzde.

Sonuç: Havanın Geçmesi Nasıl Olur?

Havalar nasıl geçer sorusunun cevabı aslında hepimizin iç sesinde. Bazen güneşin altında neşeli, bazen de yağmurun altında yalnız kalmış hissederiz. Ancak havalar geçtiğinde, biz de bir şeyler öğrenmiş oluruz. Eğer hayat bir hava durumuna benziyorsa, havayı geçirmeyi öğrenmek de bir nevi hayatta geçmekle ilgili bir şeydir. Zaten hepimiz bir şekilde havayı geçiriyoruz. O yüzden havalar geçer, ama senin ruh halin nasıl geçer? sorusunun cevabı önemli.

Öyleyse, bir bakmışsın yağmur başlamış. Ama önemli değil, keyifli bir sohbet, sıcak bir kahve, belki biraz yağmur sesleri ve dostlar… Havalar geçer, sen geçme!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet yeni giriş adresiTürkçe Forum