İzmir’de Sabah Trafiği, Çocuk Sesleri ve “Türkiye’de kaç pediatrist var?” Sorusu
Sabah İzmir’de uyanıyorum. Pencereden gelen o klasik ses: martı + korna + bir yerlerde “anneee ben okula gitmek istemiyorum” dramı.
İç sesim hemen devreye giriyor:
“Bugün ne düşüneceğiz? Hayat mı? Ekonomi mi? Yoksa yine gereksiz ama kafayı kurcalayan bir istatistik mi?”
Ve evet… beynim yine en alakasız gibi görünen ama aslında hayatın tam ortasında duran soruya takılıyor:
Türkiye’de kaç pediatrist var?
Bunu neden düşündüğümü bilmiyorum. Muhtemelen çocuk parkının önünden geçerken üç farklı annenin aynı anda “ateşi var mı acaba?” diye konuşmasını duymam tetikledi. Ya da İzmir’de her köşe başında bir eczane olması gibi, her hastanede bir pediatri polikliniği olması fikri zihnimde küçük bir veri krizine yol açtı.
“Pediatrist” dediğin kimdir, ne yer ne içer?
Hoş geldiniz! Lele olarak bu yazımızda “Türkiye’de kaç pediatrist var” hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıyoruz.
Şimdi dürüst olalım… 25 yaşında biri olarak tıp terimlerini duyunca beynimde şöyle bir süreç oluyor:
“Pediatri… pedi… pedo… hayır o değil… çocuk doktoru işte.”
Evet, basitçe söylemek gerekirse pediatrist, çocukların doktoru. Ama işin içine girince olay “çocuk doktoru” seviyesinde kalmıyor. Yenidoğandan ergenliğe kadar uzanan bir evren. Yani sabah ağlayan bebek, öğlen “ben okula gitmicem” diyen çocuk, akşam “telefon şarjım kaç” diye hayat sorgulayan ergen…
Bir pediatrist düşün:
Bir yandan ateş ölçüyor
Bir yandan anneye “su verin” diyor
Bir yandan çocuğa “korkma canım” diye moral veriyor
İçinden muhtemelen “ben neden avukat olmadım?” diye geçiriyor
Ve işte tam burada yeniden o soru:
Türkiye’de kaç pediatrist var?
Bir İzmir genci olarak sayı takıntım
İzmir’de büyüyen biri olarak şuna alışıyorsun: Her şey biraz rahat, biraz da dağınık.
Mesela:
Otobüs gelir ama “belki gelir”
Randevu alınır ama “belki erken çağırırlar”
İnsanlar doktora gider ama “önce bi internetten bakayım”
Ben de aynı zihinsel dağınıklıkla pediatrist sayısını merak ediyorum.
Kafamda bir sahne:
Arkadaş ortamı:
— “Kanka kaç pediatrist var Türkiye’de?”
— “Ne alaka ya?”
— “Bilmiyorum işte, önemli olabilir.”
Sessizlik.
Çünkü aslında hepimiz biliyoruz: çocuklar var → doktor lazım → ama kaç tane var?
Türkiye’de kaç pediatrist var? Gerçek cevap neden bu kadar net değil?
İşin komiği şu: Bu soru basit gibi duruyor ama cevap öyle “tek sayı” değil.
Türkiye’de kaç pediatrist var?
Buna net bir rakam vermek zor çünkü:
Bazı pediatristler devlet hastanesinde
Bazıları özel hastanede
Bazıları üniversitede akademisyen
Bazıları hem klinik hem eğitim işinde
Bazıları ise sistemde kayıtlı ama aktif değil
Yani bu biraz “İzmir’de kaç kişi denize giriyor?” sorusu gibi. Yazın başka, kışın başka, moral durumuna göre bile değişir.
Genel tabloya bakıldığında Türkiye’de pediatri uzmanı sayısı on binler seviyesinde (yaklaşık 10–15 bin bandı sıkça anılır), ama bu sayı yıllara, kaynaklara ve aktif çalışma durumuna göre değişebilir.
Ben bunu duyunca şöyle oldum:
“On bin mi? Bu kadar çocuk var ve bu kadar az mı?”
Sonra düşündüm:
“Bir dakika… Türkiye’de çocuk sayısı da az değil ki…”
Ve zihnim yine overload.
Çocuk sayısı artınca pediatrist sayısı neden bir anda önemli oluyor?
Bunu en iyi şu sahne anlatır:
Bir çocuk parkındayım (evet, 25 yaşında parkta oturup hayat sorgulayan tip modundayım). Bir anda üç çocuk aynı anda düşüyor.
biri ağlıyor
biri “ben iyiyim” deyip 3 saniye sonra ağlamaya başlıyor
biri zaten koşarken düşmeyi bir yaşam tarzı haline getirmiş
Annesi bağırıyor:
“Biri doktor mu çağırdı?”
İşte o an beynimde çakan şimşek:
“Türkiye’de kaç pediatrist var?”
Çünkü mesele sadece sayı değil. Mesele erişim.
Bir pediatristin bir günde gördüğü hayat yoğunluğu
Bir pediatristin günü şöyle olabilir:
Sabah:
15 çocuk
15 farklı ağlama sesi
15 farklı “bir şey yok aslında ama biz yine de geldik” vakası
Öğlen:
ateşli çocuklar
grip salgını
“internette yazıyordu” cümlesi
Akşam:
ergen danışmanlığı
büyüme gelişme takibi
“çocuğum yemek yemiyor” krizi
Ben bunu düşününce içimden şu geçiyor:
“Ben 1 derse girince yoruluyorum, adam 30 çocuğa bakıyor.”
Türkiye’de kaç pediatrist var? sorusunun şehir versiyonu
İzmir’den bakınca dünya biraz daha rahat görünüyor ama gerçek şu:
İstanbul: yoğunluk tsunami
Ankara: devlet sistemi ağırlıklı
İzmir: daha dengeli ama yine yoğun
Anadolu şehirleri: erişim farklılıkları
Bir de şöyle bir gerçek var:
Bazı şehirlerde pediatrist randevusu almak, sabah 7’de uyanıp “sistem açılır açılmaz tıklama olimpiyatlarına katılmak” gibi.
Ben bile düşününce yoruluyorum.
Arkadaş muhabbeti: sağlık sistemi vs günlük hayat
Geçen gün arkadaşla konuşma:
— “Kanka çocuk doktoru bulmak zor mu ya?”
— “Bilmiyorum ama Türkiye’de kaç pediatrist var acaba?”
— “Sen niye sürekli bunu soruyorsun?”
— “Çünkü içim rahat etmiyor.”
İç sesim:
“Evet, hiçbir şey yapmıyorum ama her şeyi düşünüyorum.”
Pediatrist sayısı neden sadece bir istatistik değil?
Şöyle düşün:
Bir sayı var → “Türkiye’de kaç pediatrist var?”
Ama o sayı aslında şunları temsil ediyor:
Bir çocuğun hızlı muayene olabilmesi
Bir annenin gece rahat uyuyabilmesi
Bir babanın “acaba ciddi mi?” kaygısının azalması
Bir acil servisin nefes alabilmesi
Yani mesele sadece doktor sayısı değil, hayatın akışı.
İzmir sokaklarında düşünürken gelen absürt farkındalık
Kordon’da yürürken kulağımda müzik, elimde kahve, kafamda tek soru:
“Türkiye’de kaç pediatrist var?”
Yanımdan geçen bir çocuk bisikletle hızla geçiyor, az kalsın bana çarpacak.
İç ses:
“İşte bak… pediatri bu yüzden var.”
Sonra kendime gülüyorum:
“Sen şu an hayatın anlamını çocuk doktoru sayısına bağladın, bravo.”
Ama garip şekilde bu düşünce bile mantıklı geliyor.
Peki gerçekten yeterli mi?
Burada biraz ciddi düşünmek gerekiyor ama yine İzmirli rahatlığıyla:
Bazı bölgelerde pediatrist erişimi gayet iyi.
Bazı bölgelerde ise randevu bulmak ciddi sabır işi.
Yani cevap şu:
Türkiye’de kaç pediatrist var? sorusu tek başına yeterli değil, nerede oldukları da en az sayıları kadar önemli.
Bir doktorun olması başka şey, ulaşılabilir olması başka şey.
İç sesle final tartışması
— “Yani sen şimdi bu yazıyı neden yazdın?”
— “Bilmiyorum.”
— “Ama konu pediatrist sayısıydı?”
— “Evet.”
— “Ve sen İzmir’de yaşıyorsun?”
— “Evet.”
— “Peki mantık?”
— “O biraz İzmir trafiğinde kaldı.”
Son düşünce: sayılardan çok hikâyeler
Belki de mesele şu:
“Türkiye’de kaç pediatrist var?” sorusu aslında bir sayı arayışı değil. Bir güven arayışı.
Çünkü bir çocuk hastalandığında kimse Excel tablosu düşünmüyor. Herkes sadece doğru doktora hızlı ulaşmak istiyor.
Ve ben İzmir’de yürürken şunu fark ediyorum:
Bazen en basit sorular bile insanı en uzun düşüncelere götürüyor.
Kafamda hâlâ aynı cümle:
“Türkiye’de kaç pediatrist var?”
Ama artık bu soru sadece bir sayı değil… biraz hayatın kendisi gibi.